Bana ondan bahset, dediğinde söyleyebildiğim tek şey, o-benim-aklımı-kaybettiğim-yer, oldu. İnsan bir şey kaybettiğinde üzülür; kayıp, doğası gereği üzücüdür. Kaybolmadan önce hayati veya değil bir fonksiyonu vardır kaybedilenin, işe yarıyordur, hiçbir şey yapmasa alışkanlık yapmıştır. Ben aklımı kaybettiğimde üzülmedim. Bana aklımı geri verme ihtimalinden korkarak deliliğime daha da sarıldım; onun gölgesinde bir delilik, yokluğunda sahip olduğum dehadan çok daha parlak, çok daha ışıltılı, çok daha güzel. Tesla’nın bir güvercine aşık olduğu, Jim Morrison’un bir otel penceresinden kendini sarkıtıp herhangi biri için ölebilirim dediği, Diyojen’in halk arasında mastürbasyon yaptığı, Nietzsche’nin atın boynuna sarılıp hüngür hüngür ağladığı yerdeyim.
Bin bir zahmet ve eziyetle üst üste dizdiğim zaman birimleri ve olaylar karışımından elde ettiğim çamurla sıvayıp adına da kırılmaz mantık, mutlak yetişkinlik, vicdansız akıl dediğim benliğimin tek bir fotoğraf, tek bir merhaba, sarı bir gülümseme, rastgele harflerden oluşan bir kahkahayla toz olmuş, geriye annesinden yediği dayağa rağmen yine annesinin eteğine sarılıp ona sığınan aptal, sevgi ve ilgi isteyen çocuk kalmıştı yeniden.
* * *
Mutfak penceresindeki yansımda büyüyen kızıl gonca, ağzımdaki cigara. O yansının ardında ise daha önce böylesini görmediğim fırtına.
Her kasırga iz bırakmalı ardında
Bir yara gibi kalmalı şehrin meydanında
Gürlesin, sarsılsın camlar, bardaklar, kızıl kara şaraplarda halkalar
Göğün yüzüne şimşekler
Arka sokak hapçıları gibi
Işıltılı birer faça atar
Ben öylece dururum, mutfak balkonunun kapısı, camda bir adamın bedeni, üstünde bir delinin gözleri, ağzında havaya sarhoş dumanlar dağıtan cigarası.
Artık var sayılırım
Uzayda kaplamam gereken yerde
Yani dümdüz bir hiçin üstünde gölgen dışında bir şey yok
Kurak her yaz gibi bitiyorum
Zaman azaldı. Sabah olacak, akşam olacak, her şey olacak, her şey bitecek. Orada, o anda, mutfaktan sokağ’ bakan gürültünün ortasında, yıkılan göğün, saklanan kedinin, patlayan sokak lambasının, uykundan korkuyla sıçradığın anda tam. Ve nihayet, buğusuna kalpler çizdiğ’niz camlardan akıp gideceğim deliliğ’mi de alıp.
* * *
Bana ondan bahset dediğinde söyleyebildiğim ikinci şey, tanrıya söyleyin, beni aldığında ruhumu ona gömsün, oldu.
Ama seni benden başka kimseye söylemedim.
Yorum bırakın