Kategori: Genel

  • * Çingene sokağ’nın dar ağzında ölü bir yavru kedi Sarışın bir afeti devran gibi uzanmış da Orada vermiş ruhunu denizden esen dudak çatlatan rüzgara * Normal her şey İnsan da ölür ayaz bir bank kenarında Sonra kalkar karışır kalabalığa Ardında belli belirsiz bir iz Sürüklenen boş bir kayığın denize çizdiğ’ gibi * Çingene sokağ’nın dar…

    ·

  • İnsanlara iyi bir ikili olabileceğimiz yalanını defalarca satmama karşın aslında onlara istediklerinden başka bir şey vermediğimi de biliyordum. Şiirler, öyküler, denemeler… Sözcük dizmekle boncuk dizmek arasında fark yok. İnsanların yalana ihtiyaçları var. Güzel yalanlar yaralı ruhlarına yapıştırılan gazlı bez ve flasterden başka bir şey değil. O da kedi götü gibi görünen yaraları başkaları tarafından da…

    ·

  • Gözlerinde iki demir para Şiş karnında un helvası, pişi ve elma Gordion düğümü atılmış çenesin altından Bağlayan dönmesin demiş ellam Hiç gelmediğ’ yerden * Bahane arıyorum ağlamağa -Adettir her ölümden sonra Yanmış bir ağaç gibi duruyor da bakıyorsam çoktan ölmüş bu insanlara Hepsinde seni görmemden ellam- Mezarlıklar ağlamaz diye kaçırıyorum gözlerimi çocuklardan

    ·

  • Kurşun bir kasada kilitliymişçesine çevremde olan biten her şeye karşı ağır bir kayıtsızlıkla bakıyor, pornografi çağında beni uyaracak, duygusal anlamda kışkırtacak bir şeyler arıyorum. Gazze’de çocuklar ölüyor temalı ağlaşmalar inandırıcı değil, kediler köpekler ölüyor temalı yangınlar, en çok ben seviyorum zırvası, yemek pornorafisi, açlık pornografisi, emekli pornografisi, yaklaşan seçimler umurumda değil, gerçek de değil… güncel…

    ·

  • * Bu aynada baş başayız artık korkabilirsin kabuslarından * Sınavım sanıyordum seni İyi geçmesini bundan diledim belki İçimdeki insanı besledim ilk kez Çıkardım sakladığım karanlık hücrelerden Taradım, limon sürdüm saçına, sakalına Tırnaklarını kestim En sevdiği kazağ’nı giydirdim yırtık etinin üzerine Afili kokular sürüp Attım aç sırtlanlığ’nın insafına * Bu aynada baş başayız artık korkabilirsin kabuslarından…

    ·

  • I * Bomboşluktu evren Sonra gelip duvarlarını koydular hücrelerimizin Duvarları çivilere taşıttılar Çivileri bom boş çerçevelere * II * Yarılandı Seni seven hücrelerim, atomlarım, çekirdekleri… Kandiller henüz sönmeden bir çağrı Radyo yayını diyeyim ben Sen de ölüm garantili berrak su yılanı Kalbim o gün Ruanda Vahşetine merhaba * Azaldı Seni seven yanım, tepem, tırnağım, gözümde…

    ·

  • Sabun, lağım ve sperm kokulu suların cazibeyle taşların arasından aktığı, sarsak ve tembel köpeklerin önlerinden geçen kedi ve farelere karşı kayıtsız kaldığı Arnavut kaldırımıyla kaplı miskin sokakta kösele ayakkabıların vurduğu taşlardan dağılan koşuşturma seslerini duyan mahalleli, parmaklıklı pencerelerinin perdelerini merakla aralamış, hiçbir zaman hiçbir şey olmayan mahallelerinde öndeki adamı kovalayan dört adamın hangisi veya hangilerinin…

    ·

  • “Bir gün kıyamet kopar da ararsan…” demişti, kıyamet kopmadı; bir nedene bağlı birkaç yüz bin kişi öldü yalnızca, birkaç milyonu da başka sebeplerden; yine de kıyamet kopmadı. Cürmü kadar yer yakanların ardından yakılan ağıtlar da havasız odalarda çakılan kibritlerden daha etkili olamazdı zaten. Velhasıl aradan biraz mevsim geçti, dünya üç aşağı beş yukarı bir milyar kilometre yol…

    ·

  • Karanfil’de belki Dost’un önünde bekledi, bekliyor, bekleyecek On buçukta kimsenin gelmediğini, gelmiyor olduğ’nu, gelmeyeceğini gördü, görüyor, görecek Omuzları sarsılarak yarıp kalabalığ’ Kayboldu, kayboluyor, kaybolacak bir adam *** En sevdiğ’ne herhangi biri olmanın ağırlığ’nı kim bilir Verdiğ’ sözleri işlemeğe çalıştı, çalışıyor, çalışacak Yastığ’nın kenarına geceleri Gözünde tuttuğ’ tek bir damlayla *** Döndü, dönüyor, dönecek Benliğ’ni gizlediği…

    ·

  • Bana ondan bahset, dediğinde söyleyebildiğim tek şey, o-benim-aklımı-kaybettiğim-yer, oldu. İnsan bir şey kaybettiğinde üzülür; kayıp, doğası gereği üzücüdür. Kaybolmadan önce hayati veya değil bir fonksiyonu vardır kaybedilenin, işe yarıyordur, hiçbir şey yapmasa alışkanlık yapmıştır. Ben aklımı kaybettiğimde üzülmedim. Bana aklımı geri verme ihtimalinden korkarak deliliğime daha da sarıldım; onun gölgesinde bir delilik, yokluğunda sahip olduğum…

    ·