Meclis toplanacak ve kimlerin grup yapıp kimlerin yapamayacağına karar verecek. Sanırım MAE ve ünlüler operasyonu vakasından beri kimlerin grup yapacağına artık devlet karar veriyor. Bence de öyle olmalı. Gerçi ÖÖ ve ekibi eğer bu hak bize verilmezse bahçede grup yaparız demiş ama vazgeçmişlermiş. Siyasi şeyler bunlar ve her siyasi şey gibi göze de kulağa da hoş gelmeyen şeyler. Bence kimlerin hangi yönelimde olabileceği de devlet tarafından belirlense çok rahat ederiz. Ergenliğimizde kimliğe yapılacak küçük bir ekle artık ne yana yöneleceğimiz hakkında kafa yormamıza da gerek kalmaz. Misler gibi Cesur Yeni Dünya modeli… Kimler alfa kimler beta, kimler solda kimler sağda, kimler vegan kimler karnist, kimler hetero kimler gay… Hangimiz çeşitliliğin devlet-i aliyye tarafından sınırlandırıldığı bir ülkede yaşamak istemeyiz ki!
“Demokrasi, halkın cahil çoğunluğunun eğitimli azınlığa hükmettiği bir yönetim şeklidir” Platon
*
Kitapçımı gördüm. Bazen eczacımı da görüyorum. İşlerini icra ettikleri mekanın dışında olduklarında onları tanımakta zorlanıyorum. Hemen her nesneyi ait olduğu fonla birlikte kaydediyor beynim. Kitapçım Aygün’ü kitap kokusu ve ağaç raflar arasında sarı kahve ciltlerin içinde soluk ışıkta, eczacım Fuat’ı ise eczanelere has tentürdiyot kokusu cam raflar karton kutular ve parlak beyaz ışık altında görmeye alışık olduğum için standart bir sokak atmosferinde yolda yürürlerken gördüğümde hem yadırgıyor hem de tanımakta zorlanıyorum. Acaba porno sektöründen birbirlerini tanıyanlar üzerleri giyinikken birbirlerini tanıyabiliyorlar mı? Eğer içlerinde algılama becerisi benimki gibi bütünsel olanları varsa eminim benimle aynı zorluğu yaşıyordur.
“Çıkar üstündekileri Züleyha, ne dediğin anlaşılmıyor.” Saldıray Abi
*
Beynime giden damarlar uzun süredir prefrontal korteksimi, oksipital lobumu, amigdalamı filtre kahve ile sulasalar da henüz uyanma gerçekleşmedi. Dünyada olan biteni anlamakta da anlamlandırmakta da zorlanıyorum. Havsalam almıyor, alamadıkça yabancılaştığımı hissediyorum. Siyaset yorumcuları normalleşmekten bahsediyorlarken ben normali bir türlü hatırlayamadığımı fark ediyorum. Bir yerde aslında oyundan çıkarılmışım da bana söylenmemiş gibi, hayatta bir rolüm kalmamış gibi. Belki budur dediğim de oluyor, benim rolüm de fonksiyonsuzluktur. Kendime karşı, çevreme karşı, eşime dostuma karşı fonksiyonsuzluk. Dağların zirvelerini oyup oralarda yaşayan antik keşişler de sonu gelmeyen meditasyonlarının sonunda benimle aynı noktaya varmış olmalılar.
“Ne yapıyorum lan ben burada” Chaotica