*
Doğdum, senede bir kez muhakkak doğarım
On yedisindeki annemin kucağından alınır, şöyle bi koridorlarında hastanenin
Böyle güzel bir bebek gördünüz mü diye gezdirilir, sonra
Annemin kucağına bırakılırım. Severken annem beni, oynarken en yeni oyuncağıyla, kundaklarken mesela
evcilik oynarken, bir bebekmişim gibi emzirip, taşmışım gibi fırlatırken bir sebep geçmişine öfkelenip…
Tam da böyle bir anda
“Böyle böyle, çocuk çocuk doğuruyorlar” diye aşağılar annemin çocuk doğuracak kadar hoyrat çocukluğunu, vizite giren şişman yanaklı gözlüklü doktor
korku filmlerinde sanki ilk o ölmeyecekmiş gibi… Öyle gereksiz özgüvenli
*
Sustuğuma bakma Sebahat, Allah beni hiçbir mesaj vermeyeyim diye yaratmış,
Dilim tuzuna bassın, başka tat almasın, başka ses etmesin demiş de
Bir de olursa gölgem olsun yeter diye düşünmüş ellaam!
Kendi ayağımdan başkasına faydası olmayan gölgem
Ne bir ot ne bir kuzu ne bir karınca
*
Ben anlamam anlatmaktan, bebeğim daha
Hiçbir şeyden anlamamak için bebek kalacağımı bilsem, doğar mıydım her sene bir daha
Aşktan, sanattan, siyasetten, felsefeden veya vişnenin iyisinden hiçbir zaman… Hiçbir zaman anlayacak kadar büyümeyeceğimi bilseydim mesela?
Amma anlasaydım, ah bi anlasaydım
Verecek bir yanıtım da olurdu muhakkak, senede bir kez mutlaka