ANARCHISTALES

• •

Sonava Yarığı II.

Haydutun salyası kirli sakallarına akarken soluk verdikçe ağzından çıkan beyaz buharı izleyen Nityez gece boyunca uyumamış, çadırın içinde bembeyaz gözlerini kendisini kaçıran adama dikmişti. Şimdilerde ise kuşların ötüşmeye başlamalarıyla şafağın sökmek üzere olduğunu anlamıştı. Adam aniden terlemeye başladı, alnındaki damlalar çadırın içinde olmalarına karşın hızla dondu, soluk alışverişi hızlandı. Nityez herhangi bir tepki vermeden cılız gaz lambasının ışığında adamı izlemeyi sürdürüyorken haydut korkuyla doğrulup hıçkırıklara boğuldu. Karşısında annesini kaybetmiş çocuk gibi ağlayan haydutu süzen Nityez “Uyandığınıza göre toparlanabiliriz” dedi adama.

Kaba, iri ve kirli elleriyle yüzünü sıvazlayarak gözyaşlarını ve uykusunda akan salyayı temizleyen adam, küçük kıza hiçbir şey söylemeden dönüp bakmakla yetindi. Çadırı ve battaniyeleri toplarken dışarıda bir taşın üzerinde sıkıca bağlı şekilde ses çıkarmadan oturan Nityez’in bileklerine bakan haydut, eşyaları arabaya attıktan sonra kıza yaklaşıp başında dikildi. “Eğer kaçmayacağına söz verirsen ellerini çözerim.” dedi.

O sıra bir saksağan grubu, Nityez’in altında oturduğu dalları karla kaplı yaşlı kayın ağacının dallarına konup geceyi burada geçiren misafirlerden arta kalan kırıntılarla karınlarını doyurmak için beklemeye başladı. Ardından ağaca doğru hücuma geçen karga sürüsü saksağanları yerlerinden ederken kamp yeri bir anda kuşların savaş alanına dönüştü.

Nityez’den hiçbir yanıt almayan haydut, yine de kızın ince bileklerindeki halatı çözdü, onu arabaya kadar taşıyıp, tekerlekler üzerindeki eğreti kasanın içine hoyratça bıraktı. Sürücü bankına yerleşirken kızın arabada olup olmadığından emin olmak için arkasına döndüğünde Nityez’in sanki bir şey doluyormuş gibi elleriyle oyunlar oynadığını, çocukça bir hayal alemine daldığını gördü.

Yolun diğer tarafındaysa Kumap uyumuş, haydutsa gece boyu uyumadan küçük beyaz bir melek gibi uyuyan küçük kızı izlemiş, içinde onu koruması gerektiği hissiyle bir türlü uyuyamamıştı. Uykusuz kalmasına karşın dinç hissediyordu. Neredeyse ışıldayan kızı, usulca uyandırdı. Onu korkutmamaya özen göstererek yola çıkma saatinin geldiğini söyledi. Kuşlar cıvıldıyor, börtü böcek uyanıyordu. Ortalığın aydınlanması an meselesiydi. Kızın incecik bileklerini saran ipleri çözen haydut işaret parmağını kızın yüzüne doğru tutarak “Sakın kaçmayı deneme, yoksa aramız bozulur.” diyerek çocuğu babacan bir tonda uyardı.

Kumap gözlerini kırpıştırarak anlaşmaya uyacağını belirtti. Adamın kucakladığı küçük kız kasanın içine bırakıldığında kollarını gövdesinin iki yanından hafifçe araladı. Kollarının arasındaki beyaz yün kangalı karşısındaki Nityez’in elinde siyah bir yumağa dönüşüyordu.

“Deh!” komutu ve kırbaç sesiyle araba hareketlendi.

II.

Araba Edgin’e girdiğinde haydut dizginleri çekerek atları durdurdu. Şapkasını çıkarıp üzerindeki karı temizledi. Arkasına döndüğünde Nityez’in elinde siyah bir yünün top halinde olduğunu ve kızın sessizce yünü sardığını gördü. Bir süre duraksadıktan sonra gördüğüne bir anlam veremeyen adam kendi gündemine odaklandı. “Seni handa satabileceğim biri olup olmadığına bakacağım. Yanımda uslu dur, sorun çıkarma!” dedi sertçe. Uzun siyah saçları yüzündeki izi gölgeliyor, adamın daha korkunç görünmesine neden oluyordu. Nityez adamı gözleriyle onayladı.

Araba Edgin’e girdiğinde haydut dizginleri çekerek atları durdurdu. Şapkasını çıkarıp alnında biriken teri kirli mendiliyle sildi. Arkasına döndüğünde Kumap’ın kolları arasında beyaz bir yün kangalının eksildiğini gördü. Bir süre duraksadıktan sonra gördüğüne bir anlam veremeyen adam, yolda içtiği esrarlı sigaranın zihnine oyun oynadığını düşündü ve kısa sürede kendini toparlayıp kendi gündemine odaklandı. “Seni handa satabileceğim biri olup olmadığına bakacağım. Yanımda uslu dur, sorun çıkarmazsan her şey kolay olur” dedikten sonra yumuşak bir ifadeyle gülümsedi ve bir an duygusallaşarak “Yolculuğumuzun sonuna geliyoruz beyaz kız.” diye ekledi. Uzun siyah saçlarını geriye atıp şapkasını yeniden başına taktı, Kumap adamı gözleriyle onayladı.

*

Wilhem Keitel Barı’nın önü hareketliydi. Posta arabasının üstüne boylu boyunca yatırdığı bir kadın cesedini bağladığı görülen zayıf, uzun silindir şapkalı bir sürücü ve aşağıda biri şık bir kadın, bir adam ve on bir yaşlarında iki çocuk görünüyordu.

Haydut kendini tanıttı. Arabanın üstündeki sürücü, üstünü düzeltip aşağı indi. Hala arabasının sürücü bankında oturan hayduta yaklaştı, gözlerini gözlerine dikti. O sırada Nityez arabanın kasasında elinde siyah yumağıyla doğrulup gözlerini arabanın kapısında beklerken mantillasının danteliyle oynayan kadınla göz göze geldi. Bir gölge gibi arabanın arkasında dikilen kızı gören kadın kendine hakim olamayarak esen soğuk rüzgarda sesini ulaştırma gayretiyle bağırarak “Bay Autrom, küçük kızı bize tanıştırın lütfen!” diye beklenmedik bir komut verdi. Bay Autrom kadına dönerek “Elbette Bayan Tahabes.” dedi.

Küçük kızı arabanın arkasından dikkatle indirdikten sonra ayaklarındaki ipleri çözen Bay Autrom, Nityez’i Bayan Tahabes’in yanına götürdü. Tahabes önündeki bu küçük bir leke gibi duran çocuğun bakışlarının içinde bir bombanın pimini çekmişçesine etkilenmişti. Gözlerinden yaşlar akarken hayduttan çocuğu kendisine vermesini istedi. Haydut, tipiye dönen kar içinde daha fazla durmak istemiyor gibiydi. Bir an önce kadından dört gümüş para alıp Wilhelm Keitel’in kapısından içeri girdi.

Neven ve Natan birbirlerine baktılar ve demetten bir gül çıkararak haydutun arkasından içeri girdiler. Kısa süre sonra haydut içerideki mezarlığın bir parçası haline gelmiş, önündeki viski kadehi, yakasında gül, boğazında enine derin bir kesikle bar taburesi üzerindeki bir cesetti.

Haydut kendini ve yanında adeta ışık saçan küçük kızı tanıttı. Arabanın üstündeki sürücü, üstünü düzeltip aşağı indi. Terlediği için şapkasını çıkardığında adamın zayıf yüzü, kanca burnu, açılmış alnı ortaya çıktı. Hala arabasının sürücü bankında oturan hayduta yaklaştı, gözlerini gözlerine dikti. “Ne istiyorsunuz bayım?” diye sordu. O sırada Kumap arabanın kasasında kolları arasında tuttuğu beyaz yün kangalıyla ayağa kalktı. Gözlerini posta arabasının kapısında beklerken serinlemek için kendini mendiliyle yelleyen kadınla göz göze geldi. Bir fener gibi arabanın arkasında dikilen kızı gören kadın heyecanla bağırarak “Bay Autrom, küçük kızı bize de tanıştırın lütfen!” diye beklenmedik bir komut verdi. Bay Autrom kadına dönerek “Elbette Bayan Tahabes.” dedi.

Kumap bir reveransla Bayan Tahabes’i selamladı. İkisi de birbirine sevecen şekilde bakıyordu. Haydut, kibarca çocuk için birkaç gümüş beklentisi içinde olduğunu söyledi. Bayan Tahabes küçük kesesinden çıkardığı birkaç gümüşü haydutun avucuna bıraktı. Haydut Kumap’tan ayrılırken bir kez daha baktı ve Bayan Tahabes’e “O çok uslu bir çocuk Bayan Tahabes, ona lütfen iyi davranın.” dedi ve arabasıyla oradan ağır ağır uzaklaştı.