İletişime hazırlıksız yakalandığımız dönemler… Aniden bastıran telefon ve whatsapp mesaj yağmuruna sosyal protokoller gereği şemsiye açmanın ayıp olduğu, neşeli ifadelerle iyi dileklerin iadesi yapılırken arada oluşan tatlı temenni rekabetleri…
Gelen binlerce maile rağmen en son 2023 yılında gerçek bir insandan mail almışım, o da sevecen hislerle yazılmamış. Doğum günlerimde mesaj atan banka sayısı arkadaş sayımdan fazla. Kurumlar arası kutlaşmalara verdiğim yanıtlarsa gerçek kişilere nazaran çok daha… İş dünyasından çekildiğimde Rabülhali Çölü’ne bir masa sandalye masa kursam göreceğim insan sayısı neyse o kadar insan göreceğim hayatımın geri kalanında.
“Müjde Chao… Issız bir adaya yanına üç şey almadan düşmüşsün ve bunun farkına yeni varıyorsun.”
İnsan kalmaya çalışırken farkında olmadan adım adım kurumsallaşmış olmanın verdiği sızıyı içimde daima hissetmeme karşın etrafıma ördüğüm duygulardan arınmış koza ile kendimi koruyacağımı sandım. Oysa bu koza içinde fosilleşen şeyden başka bir şey olmadım. Müzik dinlemiyorum, televizyon izlemiyorum, arkadaşlarımla buluşmuyorum, herhangi bir sanat eseri karşısında heyecanlanmıyorum, siyasi gündemle ilgilenmiyorum, ekonomiyi, iklim krizini, sosyal çalkantıları umursamıyorum. İyi ve kötüyü gösteren pusuladan gitgide uzaklaşırken hasbelkader yeri lalettayin bir usta tarafından tayin edilmiş ve sabitlenmiş kaldırım taşı gibi duruyor ve izliyorum. Eksilenler ve katılanları sadece gözlemliyor etkilerine sadece gerekli olan tepkileri veriyor herhangi bir bağ kurmuyorum. Hava ısınıyor, soğuyor, yağıyor, duruyor… fark etmiyor. Keşke şikayet etsem. Etmiyorum. Böyle oluyor ve bunu söylüyorum.
İnsan taklidi yaptığım dönemler olmuyor değil. Yarın yapacağım. Kuralları biliyorum, sigortaların yararlılığına inanıyorum. İnsanlığın Kophenag yorumuyum. Yap-geç, anlamaya çalışma.
Yarın bayram, erken kalkın çok sevgili yavrucaklarım. Sarılın, öpüşün, bayramlaşın, güzel şeyler söyleyin ve duyun. Pazartesi sabahı iş var.