
İspanya şampiyon oldu. Başbakan Pedro Sánchez’in savaş karşıtı net itirazları Anadolu halkını heyecanlandırınca, sosyal medya üzerinden iki toplum arasında hızlı bir yakınlaşma doğdu. Öte yandan Arjantin hükümetinin İsrail-Filistin savaşında Netanyahu’ya, Netanyahu’nun ise 2026 Dünya Kupası final maçında Arjantin’e sunduğu açık destek, Türkiye halkının 1986’dan bu yana sempatiyle baktığı Arjantin’den hızla soğumasına yol açtı. Filmin sonunda, hiç değilse Akdenizli bu iki ulus için iyiler kazandı, kötüler kaybetti.

Az önce Stanley Maruda’nın blogunu okurken bir kez daha fark ettim: Sanırım dünyanın tüm halkları, hayallerindeki o mükemmel dünyaya ulaşmak için önlerine konan en kötü adayı seçmek gibi bir hastalığa sahip. Ki demokrasi de tam olarak bu değil mi zaten? Açık konuşayım; biz sıradan insanlar bu demokrasi işini, bizi yönetecek aklıselim insanı seçme becerisini gösteremiyoruz. Platon’un fark edip bizim iki bin yıldan uzun süredir göremediğimiz şey tam da bu. Geleceği için oy kabinine girdiğinde mührü adeta rastgele basan ama bir matkap alırken uykuları kaçıp günlerce araştırma yapan o adam veya alacağı nemlendiricide iki marka arasında kararsız kalıp forumları defalarca okuyan o kadın biziz. Sonrasında bütçe kesintileriyle, ek vergilerle, her türlü “-flasyon”la, savaşla, haksızlık ve adaletsizlikle karşılaştığında şaşıran da yine biz… Bukowski’nin defaatla söylediği gibi: İnsan seçtiğini yaşar. Biz sıradan insanlar akıl çağında bu tuhaflığı sürdürüyorsak; aramızda hâlâ doğa yasalarını reddedenler, iki bin yıldır bilinen dünyanın şeklini inkâr edenler, akıl dışı komploları gerçek sanacak kadar gerçeklik algısı bozulanlar varsa, ya topluca delirmenin ya da seçimlerimizi baştan aşağı gözden geçirmenin eşiğindeyiz.

Geçtiğimiz hafta X hesabımı yeniden açtım. Eski hesabımdan tanıdığım, sevdiğim kişileri hemen takibe aldım; ikisi dışında geri dönen olmadı. Birkaç ay içinde bir şeyler değişmiş olmalı. Ne olduğunu merak bile etmiyorum; hatta bu tarz can yakan küçük dersler hoşuma gidiyor. Sanırım kaba şiddetin meşru sayıldığı bir tedrisattan geçtiğim için, bir dersin zihne kazınması için acının da ona eşlik etmesi gerektiğine inananlardanım. Ders basit: Doğa yasası değilse hiçbir şeyden emin olmayın.
Neyse… Savaş, ekonomi, göç, sağlık, adalet, gıda, temiz suya erişim, bilimsel eğitimin yokluğu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği temalı evrensel sorunlarımızla haftaya hızlı bir başlangıç yaptık. Hemen hepimiz için dünün aynısı olan bir hafta daha geçireceğimizi biliyorum; ama arada sırada insanlık tarihi boyunca inanılmış ve inanılacak tüm tanrılara bu sorunlardan kurtulmak için dua etmekten zarar gelmez.
Herkese dünün aynısı olmayan, iyi bir hafta dileğiyle…