
I
Masumiyetini yitirmeyen yoldur
Hiçbir yolcu, yol değildir.
II / Nakş-ı Tin
Yer, günün tortusu
Ben ki üstünde karakızıl böcek…
hamd
Nakş-ı cihandan Kandahar’a çevirip ruhumu
Yayan çıplak ayaklarım garba doğru
Yoktan geldim,
Şu defter göğsüm huzura ere
Kan nehrimde be’den evvel sen,
Damar damar titreyen.
*
Sora sora bil ki seni bana,
Suyun ruhu oldu bin milyar yıl evvel.
Zaman öldü peşi sıra,
Rabba mukayyet ey kul!
Akrep cesedi zehir kokmuyor,
Sanki yelkovan bozumu rüzgar…
*
Siose’nin ilk gözünden geçtim, sürdü bir asır
*
Her asra bir adım, her adıma bir göz…
Adsızlığıma bir ad bul, yol!
Zayende dün gibi zümrüt, dün gibi nazlı
Bunca sudan çölün şehvetli yatağı…
Yine de çekip ardımdan İsfahan’ın kapısını,
Bre hey! Şu zerre tekliğime bir ad bul, yol!
*
vecd
*
Kavruk bir sazın coşkulu tınısıdır yol,
Her adımda şarkî bir sus…
Oysa hayat var,
Oysa hayat var…
Oysa hayat anlatılamayan kör sükut!
Sarı toprağın üstü,
Yoluma dolanan eğreti
Tıpkı varlığımız gibi…
*
Sora sora bil ki seni bana,
Gün batırdım gönüme,
Şimdi ışığın tortusunda yürüyorum.
Öptüğüm toprağa anne demeyi bıraktım,
Meme diye ağlamayacağım…
Başım gözüm üstüne şavkı ayın!
*
hakk
*
Mevsimsiz bir gece…
Önüm taş, ardım taş, göğüm taş!
Bunca taşa soluk almayı öğrettim,
Bunca taştan ölmeyi… dimdik!
*
Kitabî yaşayamadıysak
Bunda havanın hiç mi suçu yok,
Bomboş gezinen bulutun? Suyun ya da… Sorma!
Zayende şimdi çok geride.
Sorma!
Bu coğrafyanın doğmayanları hep mi ölür diye…
*
Sora sora bil ki seni bana,
Nefes alırken öğrendim
Nefsimden olmayı.
*
redd
*
Ve ki duman semahı…
Alıp cigaranın korundan aklı,
Serip önüne…
Bas ilahe!
*
Ben ki yalım alev havını ellerimle dokudum,
Sudan yan her karınca ah alır…
Braham, kupkuru bir çınar…
Açık kollarımdan gerim gerim mıhlandığım dallar!
Bas ilahe!
Acımaz.
*
Sora sora bil ki seni bana,
Ateş buldu ağzım, boğazım.
Ah hayasızca dolanan bulutlar,
Size kirli bir medeniyet bıraktım!